SEÇİN....

Zor yolları öğrenmeye mecbur değilsiniz. Bu düşünceyi aklınızdan çıkarın. Hayattaki yolunuzu kolaylaştırmayı düşünmek daha hayırlıdır. Tek başına sadece bu düşünce bile hayatınza ferahlık getirecektir. Hayat elbetteki kolaydır. Çok kolaydır. Nefes alıp verirsiniz ve keyifli yolunuza devam edersiniz. 

Hayatın ne kadar keyifli olduğunu, size ne kadar mutluluk verdiğini, hayatın sunduğu bu mutluluğu almaya ne kadar da hazır ve istekli olduğunuzu düşünmeye başlayın. Daha fazla ve daha büyük mutluluklar için hazır olduğunuz doğru değil mi? Bu çok açıktır. Açık ya da dürüst olmanın, şikayet edilecek her şeyi bir kenara not etmek anlamına geldiğini düşünmeyin. Şikayet etmek dürüstlük olabilir. Fakat bu dürüstlüğü kendinize saklayın. 
Açık ve dürüst olabilir, fakat "şikayet etmek" gibi bazı şeyleri yine de es geçebilirsiniz. Sükut altınken, sessiz kalmak dürüst olmamak anlamına gelmez. Kafanızın içindeki her bir düşünceyi ifade etmeniz gerekmez. Hiç gerekmez. Bir başkasının mutluluğunu arttıracak düşünceleri ise elbetteki dile getirin. 

Gerçeğin ve hayalin hep bir arada olduğu bu dünyada ilhama ne kadar çok ihtiyaç duyulduğu konusunda bir fikriniz var mı? Her bir (ya da herhangi bir) hoşnutsuzluk hadisesinin üzerinde durmaktansa ilham ve mutluluk vermenin daha hayırlı olduğunu biliyorsunuzdur. Tüm çamaşırları ipe sermeniz gerekmez ki. 

Hoşnutsuzluk ve takdir duygusu iki farklı vibrasyondur. Hangi vibrasyonu almak istiyorsunuz? Hangi vibrasyonu vermek istiyorsunuz? Burada bir çelişki var mı? Gerçekten aşağı çekilmek ister misiniz hiç, ya da bir başkasını aşağıya itmek ister misiniz? Diğerlerine ilham vermek istemediğiniz bir zaman var mı gerçekten? Diğerlerine ilham verdiğinizde bu çok hoşunuza gider. Kendi kendinizden ilham alın, bu şekilde diğerlerine ilham vermeniz de otomatik hale gelecektir. Mutluluk hakikidir, hoşnutsuzluk ise sahte. 

Caddenin bir gölge tarafı vardır, bir de güneşli tarafı. Hangisini seçersiniz? Eğer üzerinde düşünseydiniz hangisini seçerdiniz? En sıcak yaz gününün tam öğle sıcağındayken bile güneşi seçin. İstediğinizi seçmek sahip olduğunuz bir haktır. 
Belki de sahip olduğunuz tek şeyin ızdırap olduğunu hissediyorsunuz. Belki de bu ızdırabı hak ettiğinizi ve bu hayatta kefaretinizi ödediğinizi düşünüyorsunuz. Belki kendinizi suçluyor ve kötü bir karma yaparak kabahat işlediğinizi düşünüyorsunuz. Belki mutsuzluğun yazgınız olduğunu hissediyorsunuz. Belki de bu dünyaya gelmeden önce bir kontrat yaptığınızı, sonrasında hayatınızın böyle olduğunu ve bununla ilgili yapacak bir şeyinizin olmadığına inanıyorsunuz. Ne saçma! 

Bir kontrat yapmış bile olsanız bu kontratı değiştirebilirsiniz. Hayatınızdaki mutluluk yolunda hiç bir engelin bulunmadığını öğrenmeniz gerekiyor belki de. Kontratlar yırtılıp atılabilir. Sizi daha farklı, daha mutlu bir hayata sevkeden farklı düşüncelere yer verebilirsiniz zihninizde. 

Bulanık sularda yaşıyorsanız eğer, oradan çıkabilirsiniz. Kendinizi oradan çıkarabilirsiniz. Bir nebze istekle bile kendinizi bundan kurtarabilirsiniz. Belki de sadece rüya görüyordunuz . Ve şimdi uzun bir uykudan uyanıyorsunuz. Gözlerinizi oğuşturuyor ve o ihtişamın tam önünüzde olduğunu görüyorsunuz; ışık saçan, görkemli bir ihtişam görüyorsunuz, almanız için sizin olan. 

Eğer Ebediyetin sadece bu anı mevcutsa, o zaman karma hangi nokta da durabilir? Bu "karma" mevhumunun çok popüler olduğunu biliyorum. Izdırap çekiyorken omuz silkip "Ne yapalım böyle işte" diyebilirsiniz. Şu anda ızdırap çekiyor olabilirsiniz, fakat ne Yeryüzünde ne de Cennet katında, ızdırap çekme mecburiyetinde olduğunuzu söyleyen tek bir kural dahi yoktur. Mecburiyet günleri sona ermiştir. Izdıranın bir nebzesini dahi çekmek zorunda değilsiniz. Hayatın karşınıza çıkarmasını istediğiniz şeyleri menüden seçebilirsiniz. Seçeneğiniz vardır. Seçin şimdi.

TÜM SEVGİMLE..

H.B

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !